İstanbul’un Balığı Lüfer

16/04/2022

MEŞGALE, LEZZET, KÜLTÜR

Lüfer, İstanbulla ve İstanbul’un kadim zamanlarıyla ilişkilendirilir. Boğaziçi çok sayıda lezzetli balığa ev sahipliği yaptığı halde bunların arasında lüfer müstesna bir yere sahiptir. Ahmed Mithat’a göre ,her balıkçı köyünde kırlangıç ve levrek gibi balıklara ilgi gösterenler birer ikişer bulunmakla beraber, lüfer merakı umumidir. Daha da önemlisi Ahmed Midhat, “umumiye-i Osmaniyeyi tetebbu nokta-i nazarından” bu lüfer merakının çok önemli olduğunu düşünmektedir.Yazısında Ahmed Midhat Efendi, İstanbul halkının lüfere gösterdiği rağbeti niçin başka balıklara göstermediğini de sorar.

Balık üzerine bir hayli yazı kaleme alan Ahmed Rasim lüfer meselesini döndüre döndüre yazmıştır. İstanbul, Boğaziçi ve lüfer konusunda oldukça katı görüşlere sahiptir. Ona göre lüferin “lezzeti, hacminin beş on lokmaya müsait olması, biçimli, ızgara üzerinde kavruluşu, salata yaprakları arasında veya piyaz altında duruşu, velhasıl her hali emsaline faiktir.” Ahmed Rasim ondokuzuncu yüzyılın sonunda “Lüfer sözünü duyup da bir parça olsun dönüp bakmayacak İstanbullu farz edemem” demektir.

“İstanbul balıklarının şahı lüferdir” der Burhan Felek. Lüferi takiben ikinci sırada kibarlara göre barbunya, halka göre uskumru yer alır. Deveciyan da İstanbul lüferinin başka taraflarda yakalanan lüferle ‘(ki İzmir, Selanik, Suriye kıyıları ve hatta İskenderiye’de yakalananlarla) kıyas kabul etmeyecek kadar lezzet farkının bulunduğunu anlatmaktadır. Deveciyan’a göre Amerika kıyılarında yakalanan lüferler arasında da New York dolaylarında yakalananlar daha lezzetlidir.

Lüferin Şekli Şemali

Lüferle alakalı her şey sohbet konusu olabiliyor.Her noktada dikkatler onun üzerinde yoğunlaşabiliyor.Çok cezbedici olduğu için hakkında en çok yazı yazılan balık olsa gerek.O kadar çeşit arasında her zaman üst sıralarda çok kere en üsttedir.Önce adından başlayalım.Lüfer ismi bazı yazarların hoşuna gider:

Marmara’nın sinesinde sakladığı binlerce çeşit mahsulattan lüfer sanki deryaların pren(se)sidir mübarek.Ne de zarif, kulağa hoş gelen ismi vardır. Sadece iki hafif heceden ibaret:lüfer.Yeni gelin gibi gayet nazlı ve edalıdır.

Bence de lüfer ismi esinti intibaı verir, sanki Boğaziçi’nin serin meltemlerini çağrıştırıyor, belki de şöyle denilebilir: Lüfer sonbahar balığıdır ama balığın adı, ilkbaharın ruhtan hafif esintilerini zihne davet eder.

Merak, Beklenti ve Hazırlık: Herkesin Gözü Yollarda

Eski İstanbul’da yaz mevsiminin ortalarında sonbaharı özleyen kimseleri görüp şaşırabilirdiniz. Hem Boğaziçi ahalisi başta olmak üzere İstanbul halkında hem de amatör ve profesyonel balıkçılarda yazın sonuna doğru bir kıpırdanış sezilir. İlkin halkın genişçe bir kesimi, lüfer mevsiminin gelişini merakla beklemeye başlar; bu arada büyük bir heyecan dalgası oluşur. İkinci olarak lüfer avında kullanılacak olta takımlarının gözden geçirilmesine sıra gelir. Lüfer merakı ne kadar canlı ve ne kadar heyecanlıdır.Vakti geldiğinde lüfer için yol gözlemek: Bozcaada’nın çavuş üzümü, Kırkağaç kavunu, Bursa yarma şeftalisi yahut Arnavutköy çileği aramaktan da öteyedir.

Lüferler Karadeniz’den ağustosun on beşinden itibaren İstanbul’a, Boğaziçi’ne doğru yola çıktığında İstanbul halkında lüfere karşı bir iştiyak oluşmaya başlar ve bu kuvvetli arzu ve bekleyiş her yıl yaz sonunda ortaya çıkıp sonbahar boyunca devam eder. Hem bekleyiş anında hem de mevsiminde Boğaziçi halkı arasında balık avı ve balık yemekleri hakkında uzun uzun müzakereler olurdu.

Sandal ve Sandalcı

Lüferciliğe meraklı Boğaziçi halkı lüfer mevsimi yaklaştığında olta, zoka vs gibi edavat arayışına çıktığı gibi aynı zamanda sandal  ve sandalcı tedariki peşine de düşmektedirler. Fakat bazı meraklıların balık sandalları kiralık olmayıp kendilerine aittir ve ayrı ayrı balıkçıları vardır. Lüfere çıkmak için en önemli araç şüphesiz sandaldır. Sandalınız yoksa ancak kıyıdan olta atabilirsiniz. Bu meyanda sandalın özellikleri de sandalda bulunması gerekenlerin sayısı da önemlidir.Ahmed Rasim’e göre sandalda bir kürekçi, bir oltacı olmalıdır. Bunun üzerine ilave edilecek her kişi fazlalıktır. Sandal ufakça olmalıdır. Bu hem fonksiyoneldir hem de racon gereğidir.

Posted in Eski İstanbul
Write a comment

\

Rezervasyon Formu

    error: İçerik korunmaktadır!